Martin Ve Ruth

Bugün beni etkileyen sayılı alıntılardan olan bu alıntıyı inceleyeceğiz ve Martin ile Ruth’un ilişkisi hakkında kısa bir öznel yorumlama yapacağız. Ama öncelikle kısaca kitaptan bahsetmek istiyorum.

Bu kitapta ne?

Kitabımız bir denizci olan Martin’in, Bay Martin olma macerasını anlatıyor desek yeridir. Martin hayatını sefalet içinde geçiren, işçi sınıfı çocuğu. Annesi ve babasını küçük yaşta kaybetmiş olmasıyla beraber kendisini de bir türlü bulamayan biri. Bir gün bir limanda yüksek kesimden birisini bir kavganın içerisinde görüyor ve onu kurtarıyor. kurtardığı kişi (Arthur) Martinle tanıştıktan sonra ailesiyle tanıştırma kararı veriyor ve hikaye bu şekilde başlıyor. Arthur’un evine adım atar atmaz anlıyor oranın kendisi için “fazla” olduğunu ve diğer erkeklerin davranışları yanında kendisini kaba buluyor ve bir nevi bir maske takmaya çalışıyor. Bu sırada Arthur’un kız kardeşi Ruth ile tanışıyor ve görür görmez büyüleniyor. Kitapta da bu büyülenmenin bir kişiye neler yapabileceğini açık bir şekilde görüyoruz.

Martin ve Ruth İlişkisi

Kitabın çok ilerisindeki ilişkilerinden ziyade başşlangıç ilişkilerini ele alalım:

Martin’in Ruth’dan etkilenmeye başlaması pek uzun süren bir süreç değil. İlk gördüğü zamandan beri onda bir faklılık, daha baskın bir ulaşılamamazlık seziyor. Sınıf farklarını göz önünde bulunduruyor ama buna rağmen ondan etkilenmeyi sürdürüyor. Konuştuğu konular olsun, bilgi birikimi ve dilin kullanımı olsun, Martin’de ilginç bir merak uyandırıyordu. Dış görünüş olarak halihazırda Martini etkileyen Ruth bir de kültürüyle şov yapıyordu adeta. Karakterin aşkı tam olarak burada başlıyor zaten.

Birde Ruth tarafından alalım:
Ruth, hayatı boyunca bir kimseye hiç bir şey hissetmeyen birisi . Ama Martin’de işler biraz değişiyor. Martin’de ona ilginç gelen ve hiç görmediği bir çekicilik var. Bu çekiciliğin ana merkezi Martinin umursamaz tavırları, gizemli olması ve gördüğü kimseye benzememesi (Çünkü Ruth elit kesimden, Martin ise işçi sınıfındandı.) olabilir. Yani bir olağanüstülük keşfediyordu. Hayatı boyunca yara almamış bir kişinin yara izinden etkilenmesi gibi.

Ruth boyutu Martin kadar masum değil maalesef. Her ne kadar Martin’e bir arzu duysa da bir zaman sonra Martin’i eğitebildiğini ve Martinin bundan memnun olduğunu görünce inanılmaz bir zevk alıyor. Martinin dilbilgisi geliştikçe Ruth kendinden geçiyordu. Kendini bir kedi eğitiyormuş gibi hissediyordu belki de. Tabi bu eğitim Martin için faydalı oluyordu.(Burada anlatılmak istenen Ruth Martin’e bir histen çok bir zevk besliyor)

Aşşağıya bir monolog örneği koyuyorum:

Martin’e yardım etmek istiyordu. Martin bugünekadar kimsenin uyandırmadığı bir acıma ve merhamet hissi uyandırmıştı onda. Bu his Ruth’un anaç kişiliğiyle alakalıydı ve Martin için hiçte aşağılayıcı değildi.

Alıntıya geçelim

Bir sevgiliye bağlı olmak güzeldir; fakat bir sevgiliye bağımlı olmak tehlikelidir. Martin’in Ruth’a duyduğu aşk, artık bir bağlılıktan çok bir bağımlılığa dönüşmüştü. O, sevgilisini kusursuz, tanrısal, tapılacak kadar yüce ve bilge biri olarak görmeye başladığında, burada suç Martin’de ya da onun gibilerde değil, bizzat aşkın kendisine yüklemek daha doğru olur.

Çünkü aşkı büyüdükçe Ruth’tan uzaklaştı. Bu uzaklaşma fiziksel değildi, Martin’in kendi içinde onu yüceltmesinden kaynaklanıyordu. Gönlüne yaklaştıkça gözünden uzaklaşıyordu.

Aşkın en tehlikeli hâli, aşığın kendi insanlığını hatırlayıp sevdiği kişinin insanlığını unutmasıdır. Oysa hiçbir insan kusursuz değildir. Zaten aşk dediğimiz şey, birinin kusurlarını bile sevebilmek değil midir?

Aşık olan kişi, karşısındakini kusursuz görmeye eğilimlidir. Bu durumun kesin bir açıklaması olmayabilir ama sanırım “aşkın gözü kördür” sözü tam da buradan gelir. Martin çok sevdi; fakat bu sevgisi onu yüceltmeye, Ruth’u bir insan olmaktan çıkarıp bir ideale dönüştürmeye itti.

Ne var ki Ruth yücelirken, Martin yerinde saydı; hatta kendi içindeki değerini günden güne azalttı. Onun aşkı, kendisi gibi korkutucuydu.

Sonuçta, Martin’in kendini unuttuğu ve Ruth’u insanüstü bir varlık gibi gördüğü bu aşk, sevdiğinden uzaklaşmasıyla son buldu.

Son Söz

Aşk her yaşta güzeldir. Yeni bir heyecan, farklı bir penceredir. Ama dikkat etmemiz gereken şey aşkı nasıl anladığımızdır. Martin kendisini bulup sevemeden, bir başkasını sevme hatasına düştü. Bu dünyada ilk sevmemiz gereken hayatımız boyunca bizi yalnız bırakmayan benliğimizdir.

Not

Bu okuduklarınız kitap hakkında spoiler vermemekle beraber sadece kitabın başlangıcını anlatan bir kısımdır. Nesnel değil öznel bir yorumdur. Martin Eden okumak istiyorsanız kesinlikle bir şans vermelisiniz. Hiçbir spoiler yemediniz.


Muhammed Taha KUMRU

Yorumlar

Peki sen bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

MTKSTEXTS sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin